Libretto Nedir, Ne Anlama Gelir ?

Libretto Nedir, Ne Anlama Gelir ?

 Libretto (İtalyancada “kitapçık”), bir operanın ya da operetin sözleri. Daha seyrek olarak, sahnelenme amacı taşımayan müzik yapıtı anlamında da kullanılır. Libretto yazmak, oyun sözü yazmaktan farklı teknikler gerektirir. Müzik, konuşmadan daha ağır ilerler ve orkestra bir oyunda açıklanmak zorunda olan duyguları iletiyor olabilir. Bir şarkı sözü, ustalıkla kaleme alınmış bir edebiyat yapıtı olsa bile müziklenmek için elverişli olmayabilir. Doğal ve düzgün olmayan kimi sözcük dizimleri şarkı olarak söylendiğinde dinleyicinin karşısına gereksiz sorunlar çıkarabilir. Buna karşılık yalın sözcükler kullanılması ve bazı kısımların yinelenmesi metnin anlaşılmasına yardımcı olur.

1597’de müziğini Jacopo Peri’nin bestelediği, Ottavio Rinuccini’nin Dafne’si ile (bu yapıt yitiktir) başlayan ilk operalar saray eğlenceleriydi. Şenliğin anısına operanın sözlerini içeren bir kitapçık yani “libretto” basıldı. 1630’larda Venedik operasi yaygın bir seyirlik gösteri durumuna gelmişti ve seyirciler oyunu izlemek için basılı librettolardan yararlanıyorlardı. İlk Fransız ve İtalyan libretto yazarları yapıtlarını şiirsel dram olarak kabul ediyorlardı. Besteciden sözcük vurgularına sadık kalması bekleniyordu. Bununla birlikte Venedik’te sözlerin daha lirik bir biçimde işlenmesi yolunda bir akım gelişti ve daha çok müziği ön plana alan anlayış, şiiri gözeten ve ona kesin biçimde uyma zorunluluğunu katı olarak savunan anlayışa ağır basmaya başladı. Bestecinin rolünün artmasına karşılık metniyle ve müziğiyle bütün operayı kapsayan partisyonlar seyrek olarak basılıyor, basılanlarda ise alışıldığı gibi yalnızca libretto yazarınin adı yer alıyordu.

 

17.Yüzyıl

17.Yüzyıl başlarında libretto yazarları konularıni pastoral oyunlardan aldılar. Claudio Monteverdi’nin bestelediği Alessandro Striggio’nun Orfeo’su (1607) buna örnektir. Çok geçmeden başka eğilimler de gelişti, 1642’de Gian Francesco Busenello müziğini Monteverdi’nin yaptığı L’incoronazione di Poppea’sını (Papanın Taç Giymesi) Neron’ un yaşamındaki olaylar üzerine kurmuştu. Tarihsel librettolar, operanın maddi bakımdan bağımlı durumda olduğu soylu sinifini övüyordu.

 

18.Yüzyıl

18.Yüzyıl librettolarının üslubu için Pietro Metastasio ile Apostolo Zeno’nun yapıtları örnek alınabilir. Her iki sanatçı da ciddi operadan komik karakterleri atarak ve yüce şiirsel oyunlar yazarak librettonun düzeyini yükseltmeyi amaçlıyorlardı. Ama bu yüceltici üsluplan, doğal olmamakla ve yer yer de anlamsız olmakla eleştirildi. Bu konuda reform sayılabilecek eğilim en belirgin biçimde Gluck’un yapıtlarında fark edilir. Ranieri Calzabigi, Orfeo ed Euridice’nin librettosunu Gluck’la çok yakın bir çalışma içinde yazdı. Sonuçta, çağındaki örneklerden belirgin biçimde farklı olarak libretto, Gluck’un müzikte amaçladığı yalınlık ve derinliğin gerçekleşmesine katkıda bulundu.

18.Yüzyılın başlarında libretto yazarları mitolojiden ve Antik Çağdan uzaklaşmaya başladılar. Ciddi operanın tersine, komik opera her zaman gerçek yaşamdan alınan konuları işledi ve bu dönemde ciddi amaçlara yönelik yapıtların çatısı haline geldi. Librettosunu Emanuel Schikaneder’in yazdığı Mozart’ın Die Zauberflöte’si (1791; Sihirli Flüt) bunun bir örneğidir. 1789 Fransız Devrimi’nden sonra despotluğa direniş temasıyla “kurtuluş operasi” yaygınlık kazandı. Bu tür, Jean-Nicolas Boilly’nin Léonore adlı oyununa dayanan Beethoven in Fidelio’suyla doruğuna ulaştı.

 

19.Yüzyıl

19.Yüzyılın Romantiznti, ortaçağ tarihini ve doğaüstü söylenceleri ele alan metinlere ağırlık verdi. Weber’in Der Freischütz’ü (1821; Nişancı) için Friedrich Kind’in yazdığı libretto ile, Eugène Scribe’in Giacomo Meyerbeer için yazdığı Les Huguenots (1836; Huguenot’lar) gibi librettolar bunlara örnek olarak gösterilebilir. 19. ve 20. yüzyıl librettolarına egzotik konular, folklor ve yöresel kültürlerden alınan temalar girdi. Bunların arasında, Karel Sabina’nın, Smetana’nın Prodaná nevešta’sı (1866; Satılmış Nişanlı) için yazdığı libretto ile Puccini’nin Turandot (1926) operası için Carlo Gozzi’ nin bir Doğu masalından uyarlanmış olan librettosu sayılabilir. Bu arada edebi bakımdan yüksek düzeyli librettolara da talep artmıştı. Wagner, operalarının librettolarını kendisi yazıyordu. Berlioz (örn. Les Troyens, 1858; Troyalılar) ve daha sonra Alban Berg, Leoš Janáček, Arnold Schoenberg ile Gian Carlo Menotti gibi besteciler de aynı yolu izlediler.

Oyun metinlerinin başarıyla müziklendiği ender örnekler arasında Debussy’nin, librettosunu Maurice Maeterlinck’in yazdığı Pelléas et Mélisande’ı (1902) ile Richard Strauss’un, Oscar Wilde’ın Salomé’si (1905) için yaptığı beste vardır. Tiyatro yapıtlarında gerçekçiliğin gelişmesi operayı da etkilemiştir. Bunun seçkin örneklerinden biri Bizet’nin, Prosper Mérimée’nin romanina dayanan Carmen’idir.

Arkadaşlarınızla Paylaşın